27 Eylül 2010 Pazartesi

BARE MINERALS SPF 30 DOĞAL GÜNEŞ KORUYUCU

 


Son zamanlarda popüler olan güzellik önerisi cildimizi güneşten korumak için her gün güneş kremi kullanmamız gerektiği. Ancak çoğu güneş kremi içeriğinde barındırdığı kimyasalar nedeniyle gelecekte cildimizde tahribata ve yıpranmış bir görünüme neden olabilir. Ayrıca ciddi sağlık problemlerine de yol açabilir. Bunu engellemek için serfitikalı ve doğal güneş ürünlerinden yararlanmalıyız.

Kısa süre önce internet üzerinden Bare Minerals SPF 30 Doğal Güneş Koruyucusu siparişi verdim. Yağlı ciltler için harika bir ürün olduğunu söylemeliyim, işte genel özellikleri;

  Ürün ağır kimyasallar ve yağ içermiyor. Sertifikalı ve ödül kazanmış bir ürün.

  Pudra formatında olduğundan yağlı ciltler için çok uygun, ciltte terlemeyi önlüyor, gözeneklerin genişlemesine neden olmuyor.

  Hafif rengi sayesinde cilt tonunu eşitliyor.

  Son derece yumuşak bir fırçası var, Pudra tüpün alt kısmındaki şeffaf kutuda, üst kısımda ise fırça yer alıyor.

  Kullanırken kapağı açıp tüpü çevirdikten sonra fırçayı istediğiniz bölgeye sürmeniz yeterli oluyor, pudra fırçanın arasından çıkıyor ve siz fırçayı yüzünüze sürdükçe eşit biçimde yayılıyor.

  SPF 30 koruyucu içeriyor.

  A, C & E vitaminleri, aloe vera ve çeşitli antioksidanlar içeriyor.

  Tüp 10 cm uzunluğunda ve çantada rahatlıkla taşınabiliyor.

  Siparişi Strawberry üzerinden verdim ve tutarı 50 tl. 2-3 gün içerisinde gönderdiler.

Bazen yeterli miktarda uyguladığımdan emin olamıyorum, bu nedenle tüpün altındaki şeffaf kapağı çevirerek açıp, bir miktar pudrayı beyaz bir kağıdın üzerine döküyorum. Kapağı kapatıp fırçayı kağıdın üzerindeki pudraya iyice bulayıp uyguluyorum. 

Gün boyu kendini krem gibi hissettirmemesiyle bu ürün tam bir harika!


26 Eylül 2010 Pazar

Cilt Beyazlatıcı Maske


Yüzünüz boynunuzdan ya da vücudunuzun diğer kısımlarından daha mı koyu tonda? Bunun nedeni vücudunuzun kıyafetler yardımıyla korunurken yüzünüzün sürekli güneşe maruz kalması. Özellikle yaz aylarında belirginleşen bu ton farkı, kış aylarında da kendini gösterir.

Bu rahatsız edici görünümden evde hazırlayacağınız doğal maskeler yardımıyla kurtulabilirsiniz. Yüzünüzü cilt tipinize uygun bir temizleyici ile yıkayın. Bir yemek kaşığı yoğurtu 2-3 damla limon ile karıştırın. Mümkünse süzme yoğurt kullanın. Bu karşımı tüm yüzünüze ve boynunuza yayın. 20 dakika bekletin ve durulayın. Cildinizde gerginlik hissederseniz nemlendirici uygulayın. Yoğurt ve limon bilinen iki cilt beyazlatıcı besin, ayrıca yoğurt cildi nemlendirip pürüzsüzleştirir. Ancak limonun asitinden dolayı maske yüzünüzdeyken güneşe çıkmayın. Maskeyi 15 gün boyunca düzenli uygularsanız sonuca şaşıracaksınız.   


21 Eylül 2010 Salı

Zeytinyağı İle Güzellik Önerileri



Zeytinyağı birçok ünlü güzelin güzellik sırlarındandır. Zeytin gibi çok yararlı bir meyveden elde edilmesi, yan etkisinin olmaması, yenildiğinde sayılamayacak kadar çok yararlarının olması güzellik kürlerinde de zeytin yağını vazgeçilmez yapıyor. Bu muhteşem doğal bakım ürününü kullanmak için tüm gün eve tıkanıp yağ içinde yüzmeniz gerekmiyor. Küçük şişelere, boşalan kozmetik ürünlerinizin cam kaplarına doldurarak çantanızda taşıyabilir, ofisinizde bulundurabilirsiniz. Peki zeytinyağını günlük bakımımızda nasıl kullanabiliriz?

-   Sık sık saçlarınızı yıkıyorsanız ve saçlarınızın yıprandığını görüyorsanız, saç kremi kullanarak saç derinize extra kimyasal yüklemeyin. Ellerinize alacağınız 3-4 damla zeytinyağını avuçlarınıza ve parmaklarınıza yaydıktan sonra saçlarınıza iyice yedirin. Saç derisine değil, saç tellerine odaklanın. Yumuşak bir tarakla saçlarınızı uçlarından başlayarak tarayın. Kuruduğunda yumuşacık olacak.

-   Küçük bir cam kutuya doldurduğunuz zeytin yağını çatlayan dudaklarınıza, kuruyan dirseklerinize ve dizlerinize uygulayın.

-   Gece uyumadan önce ayaklarınıza masaj yaparak zeytin yağı sürün ve pamuklu bir çorap giyerek uyuyun. Sabaha ayaklarınız yumuşacık olacaktır.

-   Göz kaleminizi çıkarmak için pamuklu çubuğu zeytin yağına batırarak kirpik diplerinizde gezdirin, sonuca şaşıracaksınız. Kuru ya da normal cilde sahipseniz tüm makyajınızı bir parça pamuğu batıracağınız zeytin yağı ile temizleyebilirsiniz.

-   Erkekler traş öncesinde, hassas ciltlerini tahriş olmaktan korumak için zeytin yağını traş kremi olarak kullanabilirler.

Hafta sonları bakım kürlerinde zeytin yağından yararlanabilirsiniz.

-   Kuru yıpranmış saçlarınıza bol miktarda zeytinyağı ve bademyağı karışımı uygulayın, yarım saat bekletin ve şampuan ya da doğal bakım sabunuyla yıkayın. Bu bakım saçlarınızı onaracaktır.

-   Bel-boyun ağrısı çekiyorsanız bu kısımlara zeytin yağıyla masaj yaparak kaslarınızı gevşetin ve dinlenin.

-   Kollarınıza, bacaklarınıza ve tüm vücudunuza masaj yağı olarak kullanıp cildinizin yumuşamasını, banyo sonrası kaybettiği nemi yeniden kazanmasını sağlayabilirsiniz.

Sanıldığının aksine zeytin yağı saçlarda bitlenmeye neden olmuyor. Vücut losyonu, banyo sonrası kremleri, bebek yağı gibi ürünlere alternatif olmasının nedeni ise, bu ürünlerin içeriklerini koruyabilmesi için ağır kimyasallar içermesi ve cilde uygulandığında bu kimyasalların emilip deri altındaki kılcallar yardımıyla kana karışması. Vücudumuzu rahatlatmak istiyoruz, kızdırmak değil.

15 Nisan 2010 Perşembe

DOĞAL MARKALAR




Bir önceki makalemizde zararlı kimyasallardan nasıl arınacağımızı öğrenmiştik. Şimdi doğal içerikli ve sertifikalı ürünler listesini görme zamanı geldi. Bu noktada dikkat etmemiz gereken konu "Doğal" çıkışlı markaların her ürününün yüzde yüz doğal olmadığı, hatta bir kısmında zararlı kimyasalların bulunabileceğidir. Bu yüzden ürünleri alırken mutlaka etiketlerini incelememiz gerekir. İşte en popüler doğal ürünler listesi;

Aubrey Organics - http://www.aubrey-organics.com/

Aveda  - http://www.aveda.com

Dr. Hauschka - http://www.drhauschka.com/

Honeybeegardens - http://www.honeybeegardens.com/

Id Bare Minerals - http://www.bareescentuals.com

Janeiredale - http://www.janeiredale.com/

Josie Maran - http://www.josiemarancosmetics.com/

Juice Beauty - http://www.juicebeauty.com/

Lavera - http://www.lavera.com/




7 Mart 2010 Pazar

KİMYASALLARDAN ARINALIM


 


Bugün kimyasallardan arınma günümüz! Zararlı kimyasal içeren tüm ürünlerimizden kurtulacağız ve yerlerine sağlıklı, geri dönüştürülebilir ambalajlara sahip ürünlerden alacağız. Şu bir gerçek ki kozmetik üreticileri, ilaç üreticileri ve diğer birçok üreticiler ürünlerini satarken sağlığımız yerine cebimizden çıkacak paraya odaklanıyorlar. Bu konuda ilaç firmalarının uyguladığı şaşırtıcı satış taktiklerini tarih kitaplarında bulabilirsiniz. Cebinizdeki parayı zaman ve enerjinizi harcayarak kazanıyorsunuz, onu harcadığınız yerlerin size ve çevrenize yarar sağladığından, en azından zarar vermediğinden emin olun.

Projemiz için büyük bir masaya ve 2 sepete ihtiyacımız olacak. Sepetlerden birini “Atılacaklar” diğerini de “Kalacaklar” olarak etiketleyin. Masanın üzerine evdeki ve çantanızdaki tüm kozmetik ürünlerini, şampuanları, sabunları, parfümleri, kremleri, traş losyonlarını, bitkisel ve doğal olduğu için satın aldığınız ürünler de dahil her şeyi koyalım. Ürün içeriklerini inceleyerek eleme yapacağız. Eğer ürünlerimizde EcoCert gibi organik-doğal sertifika damgası varsa Kalacaklar sepetine atıyoruz. Herhangi bir sertifika yoksa, içerik kısmına bakıp aşağıdaki maddelerden herhangi biri var mı diye kontrol ediyoruz.


Benzoyl Peroxide : Akne için üretilen ürünlerde sıklıkla kullanılır. MSDS ‘ ye göre kanseri tetikliyor ve tümöre neden olabiliyor. Mutasyona neden olabilen madde olarak değerlendiriliyor; insan ve diğer memelilerin DNA’sını tahrip eden etkileri olabilir. Teneffüs edilmesi zehirlenmeye yol açıyor. 

DEA (Diethanolamine), MEA (Monoethanolamine), & TEA (Triethanolamine): Bu köpük yapıcı madde cilt ve gözü tahriş ediyor ve deri iltihabına yol açıyor. Deri tarafından kolayca emilerek organlarda hatta beyinde bile birikiyor. Düzenli kullanımı akciğer ve böbrek kanserinin başlıca nedenlerinden.

DIOXIN : Ürün içeriğinde yazılmaz. Daha çok triclosan, emulsifiers, PEGs ve ethoxylated temizleyicileri, Sodium Laureth Sulfate gibi antibakteriyel maddelerde yer alır. Kansere neden olur, savunma sistemini zayıflatır, sinir sisteminde düzensizliklere neden olur, düşüğe ve doğum bozukluklarına neden olur. Hormon tahribatçısı bir içerik ve 1 damlası 300 Olimpik Havuza etki edecek şekilde zehirlidir. Vücudumuzun bu zehire karşı koyacak savunması yoktur. En bilinen örneği dioxin zehirlenmesi nedeniyle 1 gecede yaşlanan Ukrayna başkanı Yushchenko’dur.

DMDM Hydantoin & Urea (Imidazolidinyl): Bu iki madde eklem ağrılarına, kansere, cilt reaksiyonlarına, alerjiye, depresyona, baş ağrılarına, göğüs ağrılarına, kulak enfeksiyonlarına, kronik yorgunluğa, baş dönmesine ve uykusuzluğa neden oluyor. Bunlara maruz kalındığında solunum yolları tahriş olabiliyor, kalp çarpıntısı, astım, şiddetli öksürük ve grip tetikleniyor.

FD&C Color & Pigmentler (Renklendirici): Kömür katranından elde edilen sentetik boyalar toxin depolayan ağır metal tuzlarını içeriyor ve cilt hassasiyetine/tahrişine yol açabiliyor. Emilimi oksijen boşalmasına ve ölüme neden olabiliyor. Hayvan çalışmaları neredeyse tamamının kanserojen olduğunu göstermiş.
Parabens (Methylparaben, Butylparaben, Ethylparaben, Propylparaben): Koruyucu madde olarak kullanılırlar ve çoğunlukla “Paraben” şeklinde içerikte yazılmazlar. Deodorant ve ter önleyicilerde kullanılırlar ve yapılan araştımalar sonucunda göğüs kanseri tümörü içinde bulunmuşlardır. Parabenler hormon tahribatçısı olarak erkeklerde ve erkek farelerde kısırlığa neden olabiliyor. Östrajen (dişilik hormonu) benzeri aktivitesi hormon dengesini bozuyor ve çocuklarda erken ergenliğe neden oluyor.

PEG (Polyethylene glycol): Propylene Glycol’un etoksilasyonu ile yapılır ve etoksilasyon ile elde edilme sürecinde, içeriğinde tehlikeli düzeyde Dioxin bulunmuştur. PEG kişisel bakım, bebek bakım ürünleri ve güneş kremleri de dahil her şeyde var.

Phthalates: Xenoestrogenler çoğu üründe var ve genellikle ürün etiketlerinde yazılmazlar. Akciğer/böbrek zedelenmelerine, doğum kusurlarına, sperm sayısında azlmaya, erkek ve kız çocuklarında erken göğüs oluşumuna neden oluyor.

Propylene Glycol (PG) and Butylene Glycol:  EPA, Propylene Glycol’u koruyucu eldiven, koruyucu giysiler, koruma gözlüğü kullanacak kadar toxic olarak değerlendiriyor ve gömülerek uzaklaştırılması gerektiğini savunuyor. Çünkü Propylene Glycol cilde çok çabuk nüfuz ediyor. EPA beyin, akciğer ve böbrek anormalliklerine karşı cilt ile temasından uzak kalınması konusunda uyarıyor. Endüstri ürünlerinde kullanıldığından daha yoğun miktarda kullanıldığı birçok üründe dahi uyarı yazısı bulunmamaktadır.

Sodium Lauryl Sulfate (SLS) and Sodium Laureth Sulfate (SLES): Deterjanlar, yüzey temizleyicileri, şampuanlar, sabunlar ve diğer temizlik ürünlerinde köpürtücü olarak kullanılır. SLS'ye maruz kalan hayvanlarda göz tahribatı, depresyon, nefes darlığı, ishal, cilt tahrişi ve hatta ölüm görülmüştür. SLS cildin savunma sistemine de zarar vererek katmanların ayrılmasına, iltahaplanmasına ve yaşlılığa neden olabiliyor.

Güneş Kremi Kimyasalları : Avobenzone, benzphenone, ethoxycinnamate, PABA güneş kremlerinde sıklıkla kullanılan içeriklerdir. Serbest radikallerin oluşmasına ve DNA'yı zedeleyerek kanser oluşumuna neden olduklarına inanılıyor.

Triclosan: Bu sentetik “antibakteriyel” madde yaprak dökücü (Agent Orange) maddeye benzer kimyasal yapıya sahip. EPA bu maddeyi insan sağlığı üzerinde zehirleyici etkisi olan ve çevreye zarar veren tarım ilacı olarak kaydetmiş. Klorofenol kategorisinde de yer alıyor. 

Bu maddelerden herhangi birini içeren ürünü atılacaklar sepetine koyuyoruz. Eğer ürün üzerinde içeriği yazmıyorsa yine atılacaklar sepetine gönderiyoruz. Çünkü kozmetik ürünleri ilaç gibi etkilidir ve yan etkileri de vardır. İlaçlarda yer alan prospektüs kullanıcının ürünü kendi iradesiyle sonuçlarına katlanarak kullanması için vardır. Aynı sistem bakım ürünlerinde de olmalıdır. Örneğin o rengarenk sevimli ojelerin üzerinde sağlığa etkileri yazıyor olsaydı çoğumuz kullanmayı bırakırdık. Bu zararlı kimyasalların etkilerini okudukça nedenini anlamadığımız birçok hastalığın kaynağı beliriyor gibi.

“Bitkiseldir” etiketiyle çıkış yapan markaların ürünlerini de sınamadan geçirin. Bitkisel olduğu için Yves Rocher’in bir sürü kişisel bakım ürünlerini satın almıştım. Şimdi çoğu atılacaklar sepetinde. Ne yazık ki bir çoğunda Paraben bulunuyor. ABD’deki merkezlerine mesaj atarak ürünlerini doğal diye satın aldığımı, ancak şampuanlarında Sodium Laureth Sulfate, kremlerinde Paraben bulunduğunu yazdığımda ise, bu maddelerin henüz FDA tarafından zararlı kabul edilmediğini söylediler. Haklı olabilirler ancak bu maddelerin sağlığa olumsuz etkileri yukarıda tesbit edilmiş. Aynı zamanda el yapımı olduğu için Lush’tan mis kokulu sabunlar almıştım. Sonra içeriğinde listedeki kimyasalları görünce kendileriyle bağlantıya geçtim. İçeriğindeki kimyasalların çok düşük oranda olduğunu söylediler. Peki, aldığımız ürünü her sabah kullandığımızı düşünelim? Düzenli olarak vücudumuza kimyasal yüklüyoruz ve bunlar organlarımızda birikiyor. Bir süre sonra vücudumuz tepki vermekte haklı değil mi?



Bazı kimyasal içerikler ne yazık ki etikette yazmıyor, bu durumda en güvenli yolun sertifikalı ürünler kullanmak olduğunu belirteyim.

Bir sonraki makalede attığımız ürünlerin yerine satın alabileceğimiz markaları inceleyeceğiz.


27 Ocak 2010 Çarşamba

KURUYAN CİLTLERE 5 ÖNERİ


Küresel ısınma ve buzulların erimesi kışı özletir oldu. Ve işte kış tüm güzelliğiyle geldi, her yeri beyaza bürüdü. Bu aylarda sürekli sıcak ortamlarda bulunmamız, sıcak suyla duş almamız, güneşin azalan etkisiyle güneş bakımını durdurmamız gibi nedenlerden dolayı cildimizin nem oranı azalır. Doğayla uyumlu yaşayarak kışın tadını çıkarabilmek ve cildimizi korumak için birkaç önerim var;


Bol bol su için. Su susayan cildimizin nem oranını artırarak cildi içten dışa onarır ve parlatır. Besinlerin hücrelere taşınmasını sağlar, bu yüzden tüm organlarımızın düzenli çalışması için büyük önem taşır.


Doğal bir nemlendirici kullanın. Özellikle dışarı çıkadan önce soğuk havanın neden olabileceği cilt çatlaklarını engellemek için nemlendirici kullanmak önemli. İçeriği bilinmeyen bir krem yerine, doğal bir bakım yağını tüm vücut için kullanmak bolca nem sağlar. Uygulama sonrasında yüz egzersizleri yaparak kan dolaşımını hızlandırın.


Dudaklarınızı yalamayın, bu daha çok çatlak oluşmasına neden olur. Onun yerine dudak balmı kullanın ya da yine bakım yağını dudaklarınıza uygulayın.


Tek parça kalın kıyafetler giymek yerine, kat kat giyinin. Cildinize en yakın olan katın pamuklu olduğundan emin olun. Sentetik kıyafetlerden tere ve kötü kokulara neden olacağından kaçının.


Ne kadar sıkı çalışırsanız çalışın, günde en az 8 saat karanlık bir ortamda uyumaya çalışın. Uyku hem cildiniz hem de tüm vücudunuzun kaybettiği enerjiyi yeniden depolaması ve dinlenmesi için önemli.  Yeterli süre uyuduğunuzda cildinizin parlaklığı ve göz altı morluklarınızın azalması dikkatinizi çekecek.


12 Ocak 2010 Salı

EV YAPIMI BİTKİSEL TONİK




Toniğiniz mi bitti? Şişesini atmayın, şimdi kendi doğal lavanta toniğimizi yapma zamanı. Uzunca bir süredir kullandığım bu tonik cildi derinlemesine temizliyor ve harika kokuyor.


1 bardak suyu kaynatın.


İçerisine 2 yemek kaşığı lavanta döküp 5-10 dakika demleyin.


Soğumasını bekleyip süzün ve eski toniğinizin şişesine doldurun.


% 100 doğal lavanta toniğimiz hazır.  Lavanta ciltteki kusurları düzeltmesi, lekeleri gidermesi ve gözenekleri sıkılaştırmasıyla bilinir. Ayrıca yıpranmış saçlar için onarıcıdır. Cildiniz kuruysa toniği kullandıktan sonra doğal bir kremle cildinizi nemlendirin.


Toniği soğuk havalarda güneş almayan bir yerde, sıcak havalarda ise buzdolabında saklayabilirsiniz. İçerisinde hiçbir kimyasal ve koruyucu olmadığı için bu şekilde koruyabiliriz. 

Cilt üzerine sürülen herşeyi emer ve sürdüğümüz bu maddeler cilt altından direk kana karışır. Bu, sürülen maddeyi yemek demek. Çıkış noktamız : "Yiyemediğini yüzüne sürme." Hazırladığımız bu toniğin aslında karaciğeri güçlendiren, rahatlatıcı lavanta çayı olduğunun farkında mısınız?